PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ilçemiz tarihi



mazlum
01 Aralık 2010, 19:03
arkadaşlar ilçemiz tarihini parça parça biraz ayrıntılı şekilde anlatmaya çalışacağım umarım hoşunuza gider.

BAYAT İLÇESİNİN GENEL OLARAK TANITILMASI

1-A) BAYAT İLÇESİNİN TARİHÇESİ:

İlçemizin kuruluşu hakkında bilgi edinmek için başvurduğumuz resmi nüfus kayıtları Rumi: 1305, Milâdi: 1888; Tapu kayıtları ise Rumi: 1265, Milâdi: 1847 Yıllarında tutulmaya başlandığı için bizi günümüzden en çok 90 – l30 Yıl kadar öncesine götürebilmektedir. Bu nedenle İlçemizin kuruluşu konusunu Anadolu’nun fethi ve iskânı konusundaki tarihi bilgiler; Osmanlı Devleti Arşivinden alınmış İskilip ve Bayat’la ilgili bilgiler ve İlçemizdeki tarihi bazı belgeler ışığında, nesillerden nesillere aktarılarak söylene gelen bilgileri birlikte değerlendirerek aşağıdaki şekilde açıklamanın uygun olacağını sanıyorum.
BAYAT isminin kökeni:

Oğuz Destanına göre: Oğuz Han’ın birinci karısından; GÜN, AY, YILDIZ; ikinci karısından: GÖK, DAĞ, DENİZ adlarında altı çocuğu olur. Bu çocukların da aşağıdaki şemada görüldüğü gibi her birinin dörder çocuğu olur. Oğuz Han’ın bu 24 Torunundan, 24 Oğuz (Türkmen) Boyu türemiştir.
O Ğ U Z L A R
(OĞUZ- HAN OĞULLARI)




ÜÇ- OKLAR (Sol Kol ) BOZ- OKLAR ( Sağ Kol)


DENİZ- HAN DAĞ-HAN GÖK-HAN YILDIZ- HAN AYHAN- HAN GÜN- HAN
OĞULLARI OĞULLARI OĞULLARI OĞULLARI OĞULLARI OĞULLARI
1-Yiğdir 1-Salur 1-Bayındır 1-Avşar 1-Yazır 1-Kayı
2-Büğdüz 2-Eymür 2-Beçene 2-Kızık 2-Döğer 2-BAYAT
3-Yıva 3-Ala-Yuntlu 3-Çavuldur 3-Beg-Dili 3-Dodurga 3-Alkaravlı
4-Kınık 4-Üregir 4-Çebni 4-Karkın 4-Yaparlı 4-Kara-İvli

Bu 24 Oğuz Boyunun tümü Anadolu’ya gelip yerleşmişler ve yerleştikleri yerlere de, geldikleri (yani mensubu oldukları) Boy’un ismini vermişlerdir. Bu gün Anadolu’da bu boyların adı ile anılan pek çok yerleşim birimi vardır.
Bayat’lara ait yer adlarına gelince, “16.Yüzyıldaki Osmanlı Tahrir defterinde: Anadolu’nun orta, batı ve kuzey batısında 42 Yerleşim birimine boylarının ismini yani BAYAT adını verdikleri tespit edilmiştir.”(1) İşte İlçemiz BAYAT’ da , bu yerleşim birimlerinden birisi olup; adını, 24 Oğuz Boyundan birisi -Gün-Han’ ın ikinci oğlunun adı- olan BAYAT’tan almaktadır. İlçemize bağlı Begdili Köyü; İlimiz Çorum sınırları içindeki: Dodurga, Salur, Kayı, Kınık, Bayındır vb. yerleşim birimlerinin de, adlarını 24 Oğuz Boyundan aldıklarını göstermektedir.
Etimolojik Yapısı ve Lügât Manası:

* Dîvan-ı Lügat-et Türk’ de :

BAYAT: Etimolojik –kelime- yapısı incelendiğinde; Bay + at kök ve eklerinden yapıldığı anlaşılır. Bay: Zengin ve At: Unvan, lakap, isim anlamına gelmektedir. (2)

*Yakut Dili Sözlüğünde de: aynı kök ve eklerden yapılmış olabileceği belirtilmekte; Bay: Zengin ve servet sahibi olan ve At: Unvan, lakap, nâm anlamına geldiği ve bu kelimenin Bay+at’ dan müteşekkil olabileceğini kestirebiliriz. (3) denmektedir.
*
Kırgız Dili Sözlüğünde de; aynı manada tesmiye (isimlendirmek) olunmuştur. (4)
*
”BAYAT : Hüdâvent ve Tanrı anlamına gelir. Türkiye, Azerbaycan ve Türkistan Türklerinin ataları olan; OĞUZ yahut TÜRKMEN İLİNİ meydana getiren yirmi dört boydan biri olup; kendilerini Türkmenlerin en soylusu sayarlar.” (5)

*“BAYAT Boyu: Devletli ve nimeti bol anlamına gelir; ongunu (sembolü) Şahindir.” (6)

“Oğuzlar, göçebe olduğu ve sürülerinin biri birine karışmaması için, her boyun kendisine özel damgası ve simgesi vardır. Örneğin: Üç Okların Kınık Boyundan olan Selçukluların simgesi Üç kuş; Osmanlıların geldiği, Boz Oklardan Kayı Boyunun simgesi ise Şahin idi


c) BAYAT (BAYAD)
“Bayat’lar; bilindiği üzere tarihimizde manevî şahsiyetler yetiştirmiş bir boydur. Oğuzların Devlet ve Din adamı Dede KORKUT Bayatlardan olduğu gibi, ünlü şair Fuzûli de bu boya mensup idi. Cem Sultan adına Osmanlı Hanedanının Oğuz Han’a kadar çıkan efsanevi ataları hakkında Câm-ı Cem-ayn adlı bir kitap yazan Mehmet oğlu Hasan’ın da yine bu boydan olduğunu biliyoruz.

Bu arada Selçuklu Emirlerinden Ak-Sungur’ul Buhari’nin 513 (1119) Yılında Basra’daki Nâibii Sungur’un, El Bayâtî Nisbesini .... taşıdığını görüyoruz

DEDE KORKUT
“Tarih başka, mitoloji ise başka şeydir. Mitoloji de başlangıçta bir tarih idi.Fakat milletler, vaktiyle yaşamış kendi büyüklerinin hayatlarını romantik bir hâle büründürmüşlerdi. Tarih böyle bir hikâye şeklinde anlatılırken de; bu büyüklerin sözleri ve hareketleri o millet için bir hayat yolu ve yaşama örneği olmuştu. Oğuz Han kutsal soydan gelen, böyle bir Türk büyüğü ve kağanı idi.
Bunların yanlarında bir de halktan kopmuş kişiler vardı; Büyük Kağanlara akıl veren, vezirlik eden bu kişiler, eski Türk efsanelerine göre, uzun seneler yaşamışlar ve ölen Kağanların oğullarına da, âdeta bir babalık etmişlerdi. Tıpkı Oğuz Destanındaki Irkıl-Koca gibi, Dede Korkut da bunlardan biri olmalıydı. Orta Asyalı Türkler Dede Korkut’a, Korkut Ata derlerdi. O’nun adını taşıyan yerler ve O’nun için dikilmiş türbeler pek çoktur. Dede Korkut’u belirli bir yerde yaşatmak ve bazı Türk büyükleri ile birleştirmek isteyenler de bulunmuştur.. Ama bir gerçek varsa, o da Dede Korkut’un artık Türk Mitolojisinin bir malı oluşudur. Mitolojiler, tarih ile ilgilerini kestikçe değerlenir ve gerçek mitoloji seviyesini bulurlar.
Korkut Ata, bazı kaynaklara göre; Oğuz Hanlarından Inal Yabgu’nun, bazılarına göre ise Ala-Atlı Kişi –Donlu Kayı-Inal Han’ın veziri idi. Tabiî olarak bu Oğuz Hanlarının da kimler olduklarını bilemiyoruz. Kokut Ata’nın babasının adı, Kara Hoca idi. Korkut Ata, bazılarına göre Kayı; bazılarına göre ise, Bayat Boyundan idi.Bütün kaynaklar Korkut-Ata’nın 295 Yıl yaşadığını söylerler. Bu da bir mitolojidir. Türk kaynaklarına göre; Korkut-Ata: çok akıllı, çok bilgili ve keramet sahibi bir insandı. Oğuz Boylarının Han’ı, O’ nun sözünden hiç çıkmazdı. .... Bugün elimizde bulunan ve “Dede Korkut Kitabı” adı verilen şaheser; Türk Ozanlarının dilinde söylene, çalına; zamanımıza kadar gelmiş olan, bir Türk Bahadırlık destanıdır.Bunlar sonradan Anadolu’ya gelen Türkler tarafından; Anadolu’muzun Tarih ve Coğrafyasına da uydurulmuşlardır. Bu kitapda arada sırada Tarihte yaşamış bazı kişi adlarına da rastlamıyor değiliz. Fakat bu eser; ne Anadolu’da ve ne de Türkistan’ da yazılmıştı.Bu hikâyeler önceleri çok daha geniş ve büyük idiler. Bölüne bölüne Anadolu’daki derleyicinin eline ancak bu kadar gelebilmişlerdi. Dede Korkut Kitabındaki hikâyelerin sonu şöyle bitirilir. “Dedem Korkut boy boyladı, soy soyladı. Bu Oğuz Nameyi düzdi, koşdı, böyle dedi... “ Ozan ve Vezir Dede Korkut, eski Türk Bahadırlarının her örnek hikâyesini böyle anlattıktan sonra, öğüt verir ve yol gösterirdi. Kitapta kendisi için ise şöyle deniyordu: “Korkut Ata, Oğuz kavminin müşkülünü halleder idi. Her ne iş olsa, Korkut Ata’ya danışmayınca işlemezler idi. Her ne ki buyursa, kabûl ederler idi. Sözün tutup, tamam ederler idi. ...” (1) “Hazret-î Resûl Aleyhi’s-Selâm zamanına yakın Bayat Boyundan Korkut-Ata derler, bir er koptu. Oğuzun ol kişisi tamam bilicisiydi, Oğuz’un içinde tamam velâyetî zahir olmışıdı. Ne derse olurdu, gâyipden dürlü haber söylerdi. Hâk Teâlâ, Ânun gönlüne ilham ederdi.
Korkut Ata ayıtdı: Ahır zamanda Hanlık gerü Kayı’ ya değe, Kimse-ne ellerinden almaya, âhır zaman olup; kıyamet kopunca.
Bu dedüğü; Osman neslidür, İşde sürülüp, gide yürür. Ve dahî nice buna benzer söz söyledi.

d) “Mevki: Bayat Boyu dört Bozok Boyu arasında, birinci mevkiide bulunan Kayı’lardan sonra gelir. Oğuzların toplantılarında ve Orduda bulunacakları mevkii (Orun) ve hatta şölenlerde koyunun hangi kısmının verileceği, onların içtimai mevkii ve asâlet derecesine göre belirlenmiştir.”

Bayat’lar Han’ın sağ yanındaki ilk mevkiiye oturmak ve Oğuz Ordusunun Bozoklar’dan müteşekkil sağ koluna kumanda etmek hakkına haizdi. Şölende “Gün-Han’ ın büyük oğlu Kayı’yı” oturttular. O’na sağ ayağın uyluk kemiğini verdiler; Bayat et doğradı. ...Koyunun sağ karıyarın denilen kısmını yeme hakkına sahip olan Bayat’lar Ülüş meselesinde de en üst mevkiide idiler.

MuR@tTOPAL
01 Aralık 2010, 22:06
arkadaşlar bu ilçemizin tarihi konusuna her zaman takılmışımdır.
tamam oğuz türkleriyle alakamız var hatta o boyun mensubuyuz ancak ilçemizin tarihi 6000-4000 yıl öncesine dayanıyor.derekutuğunda yapılan kazılar neticesinde hitit döneminden bile eskiye dayandığı ortaya çıkmıştır.orada bulunan bakır işletmesi galerileri çıkan el yapımı aletler bunun işaretidir.
ilçe merkezi olarak yerleşimizi milattan önceki 1.yüzyılları gösterir.yakın roma dönemi olsa gerekiyor hatta hatırlarsınız belki çarşıda bir evin temelini açarken roma döneminden olduğu tesbit edilen ev kalıntıları çıkmıştır.o dönemlerde yerleşim deremahalle yatukcu ve tepebayat yerlerinde bulunmaktaydı ama yoğun olarak deremahalle yerleşim yeridir.kapılıkayada o dönemlerden kalmadır hatta kapılıkaya üstünde yapıtığım araştırmada o dönem kapılıkayanın ileğide bulunan yerleşimin siğortası olduğu kanaatine vardım.

kısacası bayatın tarihi 150-250 yıllık değil biz buraya gelmeden önce buralarda birileri vardı ve biz malesef o dönemi tarihten saymıyoruz

mazlum
02 Aralık 2010, 08:42
murat heycanlanma o kısımlara yeni geliyoruz bekle biraz biraz ansiklopedi bilgileri verdik bu bölümde devamında ilçe tarihi var yöresel ağızlardan

Bayatlı
24 Aralık 2010, 22:35
o kısımlara halen gelemedikmi bu bölümün şenlenmesini bekliyoruz arkadaşlar hatta ilçemiz öğretmenleri bir araya gelip bayatın tarihini araştırsınlar kapsamlı bir tarih bölümü çıkarılsın bilmediğiniz bir şeyi söyleyim bende.avrupadan kudüse doğru yola çıkan 13.haclı ordusu ilçemiz yakınlarından geri dönmüştür.

mazlum
12 Ocak 2011, 20:35
BAYAT’ IN KURULUŞU:
İlçemiz Bayat’ın kuruluşu hakkında bilgi edinmek için başvurduğumuz resmî nüfus kayıtları Rûmî : 1305 , Mîlâdi: 1888; tapu kayıtları ise: Rûmî : 1265, Mîlâdi: 1847 Yıllarında tutulmaya başlandığı için bizi, günümüzden en çok 90-130 Yıl kadar geriye götürebilmektedir. Onun için biz, bundan önceki sayfalarda çeşitli kaynaklara dayalı olarak verilen bilgiler, Osmanlı Devleti Arşivlerinden elimize geçen “1530 Tarihinde Çorum Livası” (Çorum ve civarı haritası. Sayfa:5 ve 6) ve 1576 Tarihli belgeler ışığında, nesilden nesile günümüze kadar söylene gelen bilgileri değerlendirerek konuyu işlemeye çalışacağız.

İlçemiz Bayat’ın ne zaman kurulduğunu gösterir yazılı kesin herhangi bir belgeye şu ana kadar rastlayamadık.
Ancak; Bayat İlçe Merkezinin yaklaşık 8 km. kuzeyinde Bayat-Kunduzlu Beldesi yolu üzerinde- Evci Köyü yakınında, Kunduzlu ve Yeşilçat (Kuşu) Çaylarının birleştiği dik yamaçlı bir vadide yer alan Kaplıkaya adı ile bilinen yüksek bir tepeyi andıran kaya kitlesindeki mağara ( mağaraya bakıldığında:yola hakim ve yolu kontrol- savunma amaçlı yapılmış bir mağara olduğu kolayca anlaşılmaktadır.); öte yandan Bayat Merkez ve çevresinde tesadüfen ele geçen Roma-Bizans ve Anadolu’ da yaşamış bazı uygarlıklara ait olduğu sanılan bazı tarihi para vb. eserlerden, Türklerden önce Anadolu’da yaşayan Uygarlıkların bu bölgede de yaşadığını göstermektedir.

“1530 Tarihinde Çorumlu Livası” adlı harita da Bayat ve bugün de aynı isimleri taşıyan Lapa (Yoncalı), Ovacık (Bu gün Çankırı İli Yapraklı İlçesi Köyü), Eymirşah (Emirşah), Şeyhler (Yenişıhlar), Kunduzlar (Kunduzlu Beldesi), Çerkeş, Evci (Günümüzde İmamoğlu, Sarıkaya, Cevizli ve Taşlık yerleşim yerleri), Ak-Sekü (Akseki), Çay (Çayköy), Pancarlık, Yatıcı (Bugünkü Yatukçu Mahallesi), Tuzcuyân Divanı (Bugünki İskilip İlçesine Bağlı Yerliköy), Kalın-pelit (Kalınpelit), Demürci (Demirciler), Kuşu (Yeşilçat), İlegi (İleği), Bel-viran (Belören) yerleşim alanlarının var olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Öte yandan “Tarihte İz Bırakan İskilip’ li Alimler (Sempozyum) Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-1998- Dr. Yılmaz KURT- İskilip Kazasında Yer ve Kişi Adları Tebliği” nde Osmanlı Devleti Döneminde, XVI. Yüzyıl Mufassal Tahrir Defterinde (Aşağıda Osmanlı Döneminde Bayat Nahiyesi bölümünde yer alan bilgilerden de anlaşılacağı üzere) Bayat : İskilip kazası içerisinde en çok köyü olan ve dolayısıyla en geniş alana yayılmış bir nahiye olduğu; 1576 Tarihli bu kaynakta: Bayat’a bağlı 43 köy ve 3 konar-göçer Türkmen cemaati bulunduğu, söz konusu 43 köyden 20 tanesinin bugünkü ismi ile tespit edildiği belirtilmektedir. Buradan da Bayat’ın 1576 Yılında İskilip kazasına bağlı büyük bir nahiye olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Bayat’ın kuruluşu ve tarihçesine ışık tutacak bir başka belge ise; çevrede bilgisi ve manevî kişiliği ile toplumun saygısını kazanmış; İlçemiz Dere Mahalle Bayat Çayı arasında mezarı bulunan ve bu gün adına mescit yapılmış olan Hasan ÇELEBİ’nin mezar taşındaki kitabeden (doğum tarihinin yer aldığı kısım kırılıp kaybolduğu için, doğum tarihi tespit edilemeyen) ölüm tarihinin Hicrî: 900 Mîlâdi: 1494 olduğunu (Tepebayat Mh.Emekli İmam Hacı Ahmet KARA ile) tespit ettik. Başka kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Hasan ÇELEBİ, Seyyid Muhammed Hacı Bektaş-î Velî’nin manen yetiştirdiği (manen diyoruz çünkü; yaşadıkları yıllara bakılırsa, aralarında geçen zaman örtüşmüyor.) (Zaman olarak aynı dönemlerde yaşayan Hacıbayram-ı Veli’nin öğrencisi de olabilir.) Bu iki büyük veliden birisinin yetiştirdiği ve halkı irşat görevi ile Bayat’a gönderildiği, kalaycılık yaptığı (büyük bir ihtimalle Ahi Teşkilâtına mensup olan, kalaycılık sanatı ile geçimini sağlayan) çok sayıda çocuk sahibi olduğu, 50-55 yaşlarında iken vefât ettiği, çocukları ile aynı yerde yattığı, uzuna yakın orta boylu ve siyah sakallı ve oldukça celâlli bir şahsiyettir. Yine Bayat’lı büyüklerin anlatımına göre; 1930 lu yıllarda Bayat ve Belören çevresine yağan yoğun sağnak yağış sonucu Dere Mahalleden akan dereden çok büyük bir sel gelir, Mahalleye taşar, Emir Bey Camiine girer. Bu sırada Mahalle büyükleri arasında şöyle bir konuşma geçer.
-“Eyvah bu sel, bu defa Hasan ÇELEBİ’yi de götürür.” Der. Bir başka büyük ise;
-“Merak etme, kendisine güvenmeyen iki derenin arasına yatmaz.” Der. Sel Hasan ÇELEBİ’nin mezarına yaklaşınca ikiye ayrılır ve mezara dokunmadan geçer ileride tekrar birleşir ve Bayat Çayına ulaşır.

Fundalıklarla kaplı ve kısmen sazlık olduğu söylenegelen şimdiki Dere Mahalleye yani Bayat’a ilk olarak gelip, yerleşen Bahaddin adında bir oba reisidir. Dere Mahallenin yakın tarihe kadar Bahaddin adı ile anıldığı söylenir. Nüfus kayıtları da bunu doğrulamaktadır. Bahaddin adındaki bu şahsın yukarıda ölüm tarihini verdiğimiz Hasan ÇELEBİ’den en az birkaç göbek önce yaşadığı sanılmaktadır. Bahaddin Oymağını mütâkip Bayat’a sırası ile Karaosmanoğulları ve Ezgendioğullarının gelip yerleştikleri söylenmektedir. Hasan ÇELEBİ’nin ise Karaosmanoğullarından olduğu sanılmaktadır.

“ÇELEBİ: Görgülü ve ince kimse.(T.D.K.Yayınları-Türkçe Sözlük Sh.175-Ank.1979) Efendi, Ağa, Bey, Mevlâ, Okuma bilen Efendi.(Hayat Yayınları-Hayat Büyük Türk Sözlüğü. Sh.217-İst.) Eskiden kullanılan bir Unvan. Osmanlılar Devrinde Divân Kâtiplerine, Padişah hizmetkârlarına bu Ünvan verilirdi. Ayrıca bazı yazarlara ve mezhep liderlerine de “Çelebi” denirdi. Halk arasında daha çok kibar, kültürlü erkek anlamında kullanılırdı. (Hürriyet Yayınları-Masa Ansiklopedisi- Sh.144 İst.-1972)”
Hasan ÇELEBİ’nin ölüm tarihinden (1494) Yılından hareketle, Türklerin ve Bayat Boyunun Anadolu’ya göç hareketleri arasında bağlantı kurarak durumu değerlendirdiğimizde: (Türklerden önce yaşayan uygarlıklar ve hangi tarihlerde yaşadıkları hakkında kesin bir bilgi ve belgeye şu ana kadar ulaşılamadı.

1-İlçemiz Bayat, ya: XI. Yüzyılda Orta Asya Türklerinin Anadolu’ya göçleri ve 1071 Malazgirt Zaferini mütakip Anadolu’nun Türkler tarafından fethedildiği ve iskân edildiği yıllarda;

2- Yada: XIII. Yüzyılda Moğolların Maveraünnehr ve İran’ı fethetmeleri üzerine buralarda yaşayan Türk Bayat Boyunun Anadolu ve Suriye’ye göçlerini takip eden yıllarda kurulmuştur.

O halde :” BAYAT, 1071 – 1350 Yılları arasında kurulmuştur.” Diyebiliriz.

Bayatlar hakkında bilgi verirken, İran Bayatları ve kollarına da değinmiştik. İran Bayatlarının bir kolu olan Kara Bayatlardan bir kısmı İran-Horasanından Anadolu’ya göç eder ve bir küçük oymakta İlçemiz Tepebayat’a gelip yerleşmiştir.

Büyüklerimizden dinlediğimize göre: “Horasan Bölgesine doğudan, (büyük bir ihtimalle Mogollar tarafından) düzenlenen akınlar sonucu Horasan Bölgesi istilâ edilir.Halk çok büyük vergi vermeye mecbur edilir. Yer yer büyük çatışmalar olur. İstilacı kuvvetin başı konumundaki “GADI GIRAN” lâkabındaki komutanın kardeşi, bu çatışmalar esnasında ölür. Çatışma şiddetlenir ve buradan yaşayan halk Batıya göç etmek zorunda kalır. Gadı Gıran bu oymağı İskilip’in Kireç Deresi mevkiine kadar takip eder ve bu mevkiide yeni bir çatışma olur. Buradaki çatışmadan de bir şekilde kurtulan Hasan Ağa ve oymağı, Tepebayat’ın karşısındaki (bu gün ki Hastane-Yatukcu mezarlığı arasında, Bayat-İskilip asvaltı altında kalan Çayır denilen mevkie ve daha sonra Tepebayat’a yerleşirler.Tepebayat’ta Hatipoğlu lâkabı ile anılan bu kolun Tepebayat’a gelip ilk yerleşen oba reisi yada oğlu olduğu sanılan Hasan Ağa adındaki şahıs tarafından Vakıf olarak büyükçe bir bina ile Câmiî yaptırdığı söylenir.Tepebayat Eski Camii ile Dere Mh.-Emir Bey Camii’nin ayni mimari özellikleri taşıdığı görülür ve aynı Mimar-Usta tarafından yapıldığı ve Emir Bey Camii’nin Emir Bey adında bir Bey tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Fakat Emir Bey kimdir? Hakkında halen bir bilgi edinilememiştir. 1969 Yılına kadar Tepebayat’a gelen günlük, 20 – 50 kişinin hayvanları ile birlikte konaklayıp; ağırlandıkları söz konusu vakfın giderleri yine bu vakfa ait tarla (köy tarlası olarak da bilinir) ve su değirmeninden sağlanan gelirlerle ve mahalle sakinlerince karşılanır idi. Şu anda Eski Câmii Parkının bulunduğu yerdeki Vakfa ait bina 1974 Tarihinde yıkılmıştır. Vakfa ait tarla ve değirmen satılmış, elde edilen para ile Câmii onarılmıştır. Köy odası olarak da anılan vakfa ait bu bina aynı zamanda köy büyüklerinin oturup, çevre sorunlarını görüştükleri, sohbet ettikleri bir toplantı odası ve kültür merkezi olarak da kullanılmakta idi.Söz konusu vakfın kapısında ki kitabede binanın Hicri: 1218, Mîlâdi: 1803 Yılında yapıldığı yazılıdır. Yine Vakfa ait olduğu kesin olarak bilinen, vakfın yıkılışına kadar kullanılan bakırdan yapılmış büyükçe bir mangalda “ Hasan Ağa- Hicri: 1218” kitabesine rastlanmıştır. Ancak son yıllarda mangal da ortadan kaybolmuştur. Gerek mangal ve gerekse Vakfın kapısındaki (kitabe) yapılış tarihinden, Tepebayat’ın 16.–17. Asırlarda kurulmuş olabileceği sonucuna varabiliriz. Hatipoğullarından önce Asma Tepesi-Bahçelik (Bağçalık) Mevkiinde, şimdi Bal ailesi olarak bilinen Sakallı Oğullarının oturduğu, ancak bu mevkii de su temininde sıkıntı çektikleri için bu ailenin de Bayat Çayından yararlanma düşüncesi ile Tepebayat’ a geldikleri, ayrıca bu gün kısmen meşelik durumundaki Asma Tepesinin, o yıllarda çamlıklar ve sık meşeliklerle kaplı olduğu yaşlılarca söylenmektedir.

mazlum
12 Ocak 2011, 20:41
devamı var arkadaşlar bitmedi henüz:)

MuR@tTOPAL
12 Ocak 2011, 22:56
bekliyoruz :)

mazlum
10 Şubat 2011, 10:36
BAYAT’IN (NAHİYE) BUCAK OLUŞU :
(OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE BAYAT NAHİYESİ)


“İskilip kazası 8 idari birime ayrılmıştı: İskilip, Bayat, Fevkattarik, Tahtettarik, Karabeg, Halksuyu, Uluköy. Bu birimlere çoğu zaman “divan” denildiği halde bazen eşanlamlı bir kelime olarak “nahiye” deyimi de kullanılıyordu. Nahiye deyimi yerine divan deyiminin kullanılması özellikle Bolu ve Çorum gibi sancaklarda görülmektedir. Bugün bile yaşayan Dörtdivan, Onikidivan adları o dönemin birer haritası gibidir.

Bayat Nahiyesi: İskilip kazası içerisinde en çok köyü olan ve dolayısıyla en geniş alana yayılmış olan nahiye Bayat nahiyesi idi. 1576 tarihli kaynağımıza göre Bayat’a bağlı olduğu açıklanan 43 köy ve 3 konargöçer Türkmen cemaati bulunmaktaydı. 1/250.000 ölçekli haritada bu 43 köyün 20 tanesini tespit ettik. Bağhane veya Yağhane olarak okunabilen köyün Bayat’ın güney sınırında yer alan Toyhane köyü olduğunu tahmin etmekteyiz. Bayat nahiyesi köyleri içerisinde bugün de aynı isimlerle yaşayanlar şunlardır: Akseki(Aksekü), Alibey, Anbarcı, Belören (Belveren, Belviran), Çerkes (Çerkeş), Çukuröz (Çukur), Demirciler (Demirci), Emirşah, Evcimüstecep (Evcilü, nam-ı diğer Müstecab), Kalınpelit, Karakaya, (Karacakaya), Kunduzlu, Kuruçay, Kubbedin(Kutbeddin), Kütigin (Derekütüğün ve Tepekütüğün), Yoncalı (Lapa), Pancarlık, Saray (Saray-ı Kattar), Şeyhler (Aşağışıhlar) ,Yağhane (Toyhane), Yatukcu, Yeşilçat (Kuş). İskilip merkez bağlı 1031 nüfusu olan Kayı köyü Bayat’a bağlı gösterilmesine rağmen haritalarda İskilip’in kuzey doğusunda Karaberg nahiyesi sınırları içerisinde görünmektedir. Bayat’ın hemen güney doğusundaki Yatukçu köyü 1/250.000 ölçekli haritada gösterilmemiş. Tahrir kayıtlarına Emelgi diye okuduğumuz köy de büyük bir ihtimalle İleği köyüdür. Anbarcı köyü Kızılırmak’ın güneyinde kaldığı halde Bayat’a bağlı olmamasının sebebi anlaşılamamışıtır. Bayat nahiyesinde Demirci köyüne bağlı Adil, Habil ve Çavundur isimli 3 konar göçer Türkmen cemaati Çorum’da ender görülen göçer evlerdendir. Bunların belirli bir köye mensup edilmeleri de tam konar göçer olmadıklarını göstermektedir.”
Kaynak:Tarihte İz Bırakan İskilip’li Alimler (Sempozyum) Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-1998- Dr.Yılmaz KURT- İskilip Kazasında Yer ve Kişi Adları Tebliği- Sh. 48 – 49
Osmanlı Devleti Döneminde, 1576 Yılında Nahiye olduğu bilinen Bayat’ın, Ne zamana kadar Nahiye olarak kaldığını bilemiyoruz. Belki de Birinci Dünya Savaşına kadar. Ama Cumhuriyet döneminde 40 yıl Alâgöz Nahiyesi olarak anıldığı kesin olarak bilinmektedir.

BAYAT’IN (TEKRAR NAHİYE) BUCAK OLUŞU:
(CUMHURİYET DÖNEMİNDE: BAYAT -(ALÂGÖZ) - NAHİYESİ)

Seferberlikten (Birinci Dünya Savaşından) hemen sonra; bugün Çankırı’ya, fakat o yıllarda Çorum Sancağına bağlı Alâgöz Köyüne Nahiyelik verilir. Nahiyelik Teşkilâtını kurmak üzere emir alan görevliler, Çorum’dan Alâgöz’e hareket ederler. Yolculukları sırasında Bayat’ta konaklayan bu görevliler; Bayat eşrafınca misafir edilir ve ağırlanırlar. Misafirlere sohbet sırasında nereden gelip; nereye gittikleri ve görevleri sorulduğunda; görevliler Alâgöz’e Nahiye Teşkilâtını kurmakla görevli olduklarını ve Alagöz’e gideceklerini söylerler. Bunun üzerine Bayat eşrafı .bu fırsatı değerlendirmek ister ve görevlilere:”Alâgöz burası derler ve Nahiye Teşkilâtının Bayat’a kurulmasını” isterler. Bütün ısrarlara rağmen görevliler Nahiye Teşkilâtını kurmak üzere Alâgöze geçerler. Ancak bir süre sonra bizce bilinmeyen sebeplerden ve belki de beklenen ilgiyi göremediklerinden ve Bayat eşrafının sıcak ilgisi, ısrarlı istekleri sonucu Nahiye Teşkilâtı çok kısa bir süre sonrası Bayat’a taşınır. Ancak Bayat yerine Alâgöz Nahiyesi adı ile anılır.
Cumhuriyet döneminde 40 Yıl kadar Çorum’un İskilip Kazasına bağlı Alâgöz Nahiyesi olarak anılan Bayat; 01.Nisan.1958 Tarihinde Kaza yani İlçe Merkezi olmuştur. O yıllarda Bayat İlçesi Dere Mahalle ve Kayabaşı Mahallesi ile Hükümet Teşkilâtı, çarşı ve az sayıda evlerin yer aldığı bugünkü Yeni Mahalleden ibaretti. Yatukçu ve Tepebayat (Depeköy) Köy statüsünde idi. 1966 Yılında bu yerleşim birimlerinin de Belediye sınırları içine alınması ile Bayat’ın Mahalle sayısı beş olmuştur..

yakamoz
10 Şubat 2011, 12:43
Mazlum beyi tebrik ediyor paylaşımdan ötürü kendisine teşekkür ediyorum.Düne kadar bayat hakkında bişey bildiğimiz yoktu.Sayesinde yaşadığımız ilçenin tarihini öğrenmiş olyoruz.

ofisci
29 Mart 2011, 20:08
Mazlum Kardeş, Tekrar tekrar teşekkürler. Bayatımızın Tarihi için büyük zaman harcamışsın. Eline yüreğine sağlık.